top of page

Amerikan Evleri ve Büyüleyici Mimarisi

Amerikan Evleri

Barınma ihtiyacı insanlığın ilk çağlarından beri temel bir ihtiyaç olmuştur. İnsanlar, bulundukları zaman ve koşullara uygun olarak barınma ihtiyaçlarını karşılamıştır. Dünya üzerinde de koşulların değişimi ile barınma şeklinin nasıl değiştiğinin örnekleri apaçık gözükmektedir. Barınma ihtiyaçlarının karşılanmasının ardından ise insanlar göze daha hoş gelecek barınaklar ya da daha doğru bir ifade ile evleri üretmeye başlamıştır. Bununla birlikte ise yepyeni bir sanat dalı olan mimari ortaya çıkmıştır.

Tarih çağları boyunca mimari eserler ortaya konmuş ve bunların pek çoğu günümüze ulaşmıştır. Eski mimari eserlerin günümüze kadar ulaşmasında kuşkusuz Avrupalılar oldukça başarılıdır. Günümüzde Avrupa’nın çoğu şehrinde hatta neredeyse her şehrinde eski mimari örnekler sağlam bir şekilde bulunmaktadır. Mimari eserler ise dönemsel olarak farklılıklar göstermişlerdir. Örneğin Orta Çağ’daki mimari anlayış ile Rönesans’taki mimari örnekleri birbirlerinden farklıdır. Dönemsel olduğu kadar mekâna göre de değişiklik gösteren mimari eserlere örnek vermek gerekirse Birleşik Krallıkta hâkim olan mimari anlayış ile İspanya’daki veya İtalya’daki mimari anlayış arasındaki farklılıklar çok net gözlenebilir.

Amerikan Evleri

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupalılar tarafından keşfedilmiş ve Avrupalılar tarafından kurulmuş bir devlettir. Dolayısıyla da Avrupalılar kendi kültürlerini kurmuş oldukları bu yeni ülkeye de taşımışlardır. Amerika’ya yapılan göçler İspanya, İngiltere ve Fransa ile başlamış ve oluşturulan yeni Amerikan kültürü de bu kültürlerin harmanlanması ile oluşturulmuştur. Ülkeye sonraki yıllarda Kuzey Avrupa’dan yapılan göçlerle yeni bir kültür dalgası daha eklenmiştir. Amerika doğu-batı ve kuzey-güney olmak üzere farklı kültürleri yansıtmakta oldukça başarılı olmuştur. Kuzey eyaletlerde Kuzey Avrupa kültürü, Doğu Sahili’nde Britanya kültürü ve Güney ve Batı eyaletlerde ise genellikle Güney Avrupa ve Latin Amerika kültürü hâkimdir. Bu kültür doğal olarak mimariyi de etkilemiş ve birçok film ve diziden aşina olduğumuz klasik Amerikan evleri ve Amerikan mimarisi ortaya çıkmıştır.

Amerikan evleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayarak videoyu izleyebilirsiniz.

Amerikan Mimarisi

Amerika Birleşik Devletleri’nin mimarisi, ülkenin iki yüzyılı aşkın bağımsızlık tarihi ve eski İspanyol, İngiliz yönetimi boyunca çok çeşitli mimari stiller ve yapılı formlar sergilemektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde mimari, birçok iç ve dış faktör ve bölgesel ayrımlar tarafından şekillendirilmiştir. Bir bütün olarak zengin bir eklektik ve yenilikçi geleneği temsil eder. Amerika’daki mimari örnekler her zaman olduğu gibi dönemsel ve kültürel olarak farklılıklar göstermiştir.

Amerika’daki ilk mimari örnekler “Pre-Columbian” dönemi olarak adlandırılan dönemde Pueblo mimarisi olarak ortaya çıkmıştır. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri olarak bilinen bölgedeki en eski yapılar, Antik Pueblo Halkı tarafından yapılmıştır. Tiwa dilini konuşan insanlar, 1000 yılı aşkın bir süredir sürekli olarak Taos Pueblo’da yaşıyorlardı. Algonquian köyleri Pomeiooc ve Secoton, daha sonra Kuzey Carolina kıyılarına dönüşen yerde, 16. yüzyılın sonlarından itibaren varlığını sürdürmektedir. Bu bölgedeki yapıları ve öncesi görebileceğimiz eserler, sanatçı ve haritacı John White tarafından suluboya tablosu olarak görülebilmektedir. Hawaii Adası’nın Amerika kıtasından uzak olması nedeniyle adadaki mimari uzunca bir süre yerli halkın kültürünü yansıtmaktaydı. Adanın mimarisi ancak on dokuzuncu yüzyılların sonlarında ve yirminci yüzyılın başlarında Victoria mimarisi ve İspanyol mimarisi ile tanışmıştır.

Amerikan Mimarisi

Avrupalı kolonilerin Amerika’ya yerleştiklerinde beraberlerinde kültürlerini de getirdiğinden bahsetmiştik. Kendi kültürlerini en net biçimde inşa ettikleri yapıların mimarisinde ortaya koymaya başlamışlardı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki eski binalar gözlendiğinden bunun örnekleri daha da net anlaşılabilir. Binaların malzemeleri eldeki kaynaklarla da alakalıydı. Amerika’ya ilk gelen kolonilerin yerleştiği New England bölgesinde bolca bulunan ağaçlar nedeniyle Doğu kıyısındaki çoğu yapı ahşap ve tuğla ile yapılmıştır. Koloniler bu bölgede daha da yayılarak yeni kaleler, kiliseler, evler ve farklı amaçlar için binalar inşa ettiler. Günümüzde birçoğu yerli yerinde bulunan bu yapılar dönemin Avrupa’sının mimari kültüründen esintiler taşımaktadır.

İspanyol Mimarisi ve Evleri

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki İspanyol koloni mimarisi, Mississippi Vadisi’ndeki bir galeriye açılan bitişik odalardan oluşan basit Fransız sömürge evleri gibi Amerika’nın diğer bölgelerinde benimsenen Avrupa stillerinden önemli ölçüde farklıydı. Teksas, New Mexico, Arizona, Kaliforniya, Florida ve Georgia eyaletlerinde inşa edilen İspanyol mimarisi, Meksika’da benimsenen tasarıma benzemekteydi. İspanyolların genellikle yerleştikleri güney doğu ve güney batı eyaletleri günümüzde hala hem İspanyol hem de Latin Amerika mimarisinin özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Meksika sınırına yakın eyaletler özellikle daha fazla Latin Amerika ve İspanyol mimarisine maruz kalmış eyaletlerdir. Bu mimari kültürün en çok hissedildiği yer ise kuşkusuz kıta Amerika’sında ilk kalıcı yerleşim kurulan yer olan Florida eyaletinin St.Augustine şehridir. Şehir günümüzde dahi bir Amerikan şehrinden çok İspanyol şehrini anımsatmaktadır ve tarihi ögeleri olduğu gibi korumaktadır.

Güney eyaletlerinde yalnızca İspanyol ve Latin mimarisi hâkim değildir. Fransız kültürü de kendisini güney eyaletlerinde hissettirmiştir. Fransız kültürünün en çok hissedildiği eyalet şüphesiz Louisiana eyaletidir. Eyaletin özellikle de en büyük şehri olan New Orleans şehri tam anlamıyla bir Fransız şehrini anımsatmaktadır. On sekizinci yüzyılda şehirde çıkan büyük bir yangın nedeniyle pek çok bina tahrip olsa da günümüze kadar restore edilerek şehirdeki Fransız kültürü korunmuştur.

İspanyol Mimarisi ve Evleri

İngiliz Mimarisi ve Evleri

Ülkede kendini en çok hissettiren mimari kültür ise genellikle İngiliz mimarisi olmuştur. Uzun yıllar Britanya’ya bağlı kalan Amerika Birleşik Devletleri, birçok malzemenin tedarikinin ve insan göçünün Britanya’dan yapılması sebebiyle İngiliz kültüründen fazlasıyla etkilenmiştir. Günümüzde New England olarak adlandırılan bölgede yer alan Massachusetts, Maine, Connecticut, New Hampshire, Rhode Island ve Vermont eyaletleri İngiliz mimarisinin örneklerinin oldukça fazla olduğu eyaletlerdir. Özellikle eski şehir merkezleri İngiltere havasını çok iyi derecede yansıtmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ulus kültürlerinin haricinde birçok mimari akım da mimari eserlerde etkinliğini göstermiştir. Özellikle birkaç akım devlet binalarında sıklıkla görülmektedir. En çok rastlanılan üç mimari akım ise Georgian, Viktoriyan ve Palladian akımlarıdır. Bu mimari akımlar neticesinde birçok devlet binası, müze, kilise ve okul inşa edilmiştir. Amerika’da kişisel kullanımlarda olmasa da yaygın olan bazı mimari özellikler daha bulunmaktadır. Genellikle müzelerde, anıt mezarlarda veya anıtlarda karşılaşılan Antik Roma mimarisi yaygındır ve yine Antik Roma’da sıklıkla kullanılan mimari bir öge olan Rotunda bu yapılarda da sıklıkla görülmektedir. Bunlara ek olarak bazı binalarda Antik Yunan mimarisine de rastlamak oldukça mümkündür. Ayrıca Amerika’da gotik mimarisine sahip birçok ev, kilise ve üniversite de bulunmaktadır.

İngiliz Mimarisi ve Gökdelen mimarisi

Gökdelen Mimarisi

Amerika’da var olan bir diğer mimari tarz ise on dokuzuncu yüzyılın sonu ile başlayan gökdelen mimarisidir. İlk örneğinin Missouri eyaletinin St.Louis şehrinde olduğu düşünülen bu mimariye ait gökdelen ile birlikte Amerika’da gökdelen çağı da başlamıştır. Birkaç yıl içinde Chicago ve New York şehirlerinde benzer mimaride birçok bina inşa edilmiştir. Özellikle New York ve Chicago şehirlerinde sıklıkla karşılaşılan bu mimari, Amerika’ya özgü bir mimari tür olmuştur ve genellikle bu tarz binalar İkinci Dünya Savaşı’ndan önceki döneme aittir. Bugün özellikle New York şehrinde “kırmızı tuğla” mimarisine sahip birçok bina bulunmaktadır. Bu binalar genellikle çok yüksek olmayan yine filmlerde ve dizilerde görmeye alışık olduğumuz dış cephede yangın merdiveni de bulunan binalardandır.

Son olarak en çok rağbet gören ve özenilen klasik Amerikan evleri ise genellikle şehir merkezinden uzakta bulunan müstakil evlerdir. Bu evler genellikle sessiz ve sakin bir mahallede yer alan geniş bir bahçeye sahip, otoparkı olan müstakil tarzdaki evlerdir. Bu evler genellikle tahtadan yapılmıştır. Amerikan mutfak denilen mutfağın ve salonun birlikte olduğu evler oldukça yaygındır. Mimari açıdan çok fazla farklılık içermeseler de farklı eyaletlerde mimari değişebilmektedir. Son yıllarda gelişen modern tasarımlar da Amerika’da oldukça popüler bir hal almaya başlamıştır.

Bu tarz konularda daha fazla bilgi edinmek için buraya tıklayıp yazılarımıza göz atabilirsiniz.

519 görüntüleme

Comments


bottom of page